The Effects of Histological Grade Ratio on the Progression of High-Grade Non-Muscle Invasive Bladder Tumors
Yükleniyor...
Dosyalar
Tarih
2020
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Özet
Aim: Histopathological classification is one of the main prognostic factors for non-muscle invasive bladder tumors (NMIBT). Weevaluated the relationship between tumor progression and the ratio of high-grade differentiation plus other routine pathologicalparameters in NMIBT.Materials and Methods: Ninety-two patients diagnosed with high grade NIMBT were analyzed between 2010-2018. Demographicinformation, tumor size, localization, multicentricity, and recurrence/progression situation were evaluated retrospectively. The high/lowgrade percentage ratio of tumor cells, tumor stage, differentiation, necrosis, lamina-propria invasion, lymphovascular invasion, andcarcinoma in-situ presence were also examined by two uro-pathologist. The effect on tumor progression was evaluated with pathologicalfindings.Results: Seventy-four (80.4%) of the patients were reported as T1 and 18 (19.6%) as Ta. The mean ratio of high-grade findings was11.9±8.5% and 69.5±28.1% for Ta and T1 patients, respectively(p<0.001). Three levels for classification of high degree ratio weredetermined as 25%, 50% and 75%. The number of patients with high degree ratio >25%, >50% and >75% was found to be 67(72.8%),54(58.7%) and 43(46.7%), respectively. The high-grade ratio for >25% was in only 1 Ta patient while it was in 66 of the T1patients(p<0.001). Forty-three patients (58.1%) in the T1 group were found to have a high-grade ratio >75%(p<0.001). Rate ofprogression was statistically higher in T1 patients with high-grade ratio greater than >50%(p=0.025).Conclusion: When evaluating the nuclear grade, defining tumors solely as high-grade leads to stratifying a highly heterogeneouspopulation in a single group. Higher rate of progression is observed in NIMBT patients with high-grade ratio >50%.
KİOMT’de yüksek dereceli hücresel farklılaşma oranı ve diğer rutin patolojik parametrelerin progresyona etkisi değerlendirildi. Materyal ve Metot: Çalışmaya 2010-2018 yılları arasında transüretral mesane rezeksiyonu sonrası yüksek dereceli KİOMT tanısı alan 92 hasta dahil edildi. Hastaların demografik bilgileri, tümör çapı, lokalizasyonu, multisantrisitesi ve nüks/progresyon varlığı-süresi retrospektif olarak değerlendirildi. Ayrıca tümör hücrelerinin yüksek derece/düşük derece yüzdesi, tümör evresi, diferansiyasyon, nekroz, lamina propria invazyonu, lenfovasküler invazyon ve karsinoma in-situ varlığı iki üro-patolog tarafından incelendi. Elde edilen bulguların tümör progresyonu üzerine etkisi araştırıldı. Bulgular: Hastaların 74’ü(%80,4) T1, 18’i(%19,6) Ta olarak rapor edildi. Ta tanılı hastalarda yüksek derece oranı %11,9±8,5 iken, T1’lerde %69,5±28,1 olarak tespit edildi (p<0.001). Sınıflama yapılabilmesi amacıyla, patoloji spesimenlerindeki yüksek derece oranları; %25, %50 ve %75 olacak şekilde 3 cut-off seviye belirlendi. Tüm çalışma grubunda yüksek derece oranı>%25,>%50 ve>%75 olan hasta sayısının sırasıyla 67(%72,8), 54(%58,7) ve 43(%46,7) olduğu görüldü. Ta olan hastaların sadece 1’inde yüksek derece oranı>%25 olarak gözlenirken, T1 hastalarının 66’sında yüksek derece oranının>%25 olduğu belirlendi (p<0.001). T1 hastalarının 43’ünde (%58,1) ise yüksek derece oranının>%75 olduğu görüldü. T1 yüksek derece oranları>%50 olan hastalarda progresyon, patolojik evresi T1 yüksek derece oranları <%50 olan hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu (p=0.025). Sonuç: KİOMT’lerde nükleer derece değerlendirilirken tümöre sadece yüksek dereceli demek, çok heterojen olan büyük bir grubu tek başlık altında toplamamıza neden olmaktadır. KİOMT’lerde yüksek derece oranları>%50 olan hastalarda progresyon anlamlı derecede artmaktadır.
KİOMT’de yüksek dereceli hücresel farklılaşma oranı ve diğer rutin patolojik parametrelerin progresyona etkisi değerlendirildi. Materyal ve Metot: Çalışmaya 2010-2018 yılları arasında transüretral mesane rezeksiyonu sonrası yüksek dereceli KİOMT tanısı alan 92 hasta dahil edildi. Hastaların demografik bilgileri, tümör çapı, lokalizasyonu, multisantrisitesi ve nüks/progresyon varlığı-süresi retrospektif olarak değerlendirildi. Ayrıca tümör hücrelerinin yüksek derece/düşük derece yüzdesi, tümör evresi, diferansiyasyon, nekroz, lamina propria invazyonu, lenfovasküler invazyon ve karsinoma in-situ varlığı iki üro-patolog tarafından incelendi. Elde edilen bulguların tümör progresyonu üzerine etkisi araştırıldı. Bulgular: Hastaların 74’ü(%80,4) T1, 18’i(%19,6) Ta olarak rapor edildi. Ta tanılı hastalarda yüksek derece oranı %11,9±8,5 iken, T1’lerde %69,5±28,1 olarak tespit edildi (p<0.001). Sınıflama yapılabilmesi amacıyla, patoloji spesimenlerindeki yüksek derece oranları; %25, %50 ve %75 olacak şekilde 3 cut-off seviye belirlendi. Tüm çalışma grubunda yüksek derece oranı>%25,>%50 ve>%75 olan hasta sayısının sırasıyla 67(%72,8), 54(%58,7) ve 43(%46,7) olduğu görüldü. Ta olan hastaların sadece 1’inde yüksek derece oranı>%25 olarak gözlenirken, T1 hastalarının 66’sında yüksek derece oranının>%25 olduğu belirlendi (p<0.001). T1 hastalarının 43’ünde (%58,1) ise yüksek derece oranının>%75 olduğu görüldü. T1 yüksek derece oranları>%50 olan hastalarda progresyon, patolojik evresi T1 yüksek derece oranları <%50 olan hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulundu (p=0.025). Sonuç: KİOMT’lerde nükleer derece değerlendirilirken tümöre sadece yüksek dereceli demek, çok heterojen olan büyük bir grubu tek başlık altında toplamamıza neden olmaktadır. KİOMT’lerde yüksek derece oranları>%50 olan hastalarda progresyon anlamlı derecede artmaktadır.
Açıklama
Anahtar Kelimeler
Kaynak
Namık Kemal Tıp Dergisi
WoS Q Değeri
Scopus Q Değeri
Cilt
8
Sayı
2