YÜZÜNCÜ YILINDA TÜRKİYE DEMOGRAFİSİ

dc.contributor.authorBeyaz, Cenk
dc.date.accessioned2024-10-29T17:50:11Z
dc.date.available2024-10-29T17:50:11Z
dc.date.issued2024
dc.departmentTekirdağ Namık Kemal Üniversitesi
dc.description.abstractBu çalışmada Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren yüz yıllık süre içerisinde Türkiye’deki nüfus yapısına, politikalarına ve hareketliliğine odaklanılacaktır. Yeni ulus devlete; savaş, göç, hastalık vb. sebeplerle azalan ve dağınık halde bulunan kırsal bir toplum miras kalmıştı. Kaybedilen topraklardan anakaraya gelen Türk ve Müslüman unsurlar Türkiye’nin nüfus yapısını da meydana getirmeye başlamıştı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kuruluşu itibariyle “nüfus artışı ekonomik kalkınmayı destekler” görüşü ekseninde nüfusu arttırmaya ve doğumları teşvik etmeye yönelik pro-natalist politikalar benimseyerek doğurganlığın arttırılmasını ve Türk ve Müslüman unsurların Türkiye’ye gelişlerini teşvik etmiştir. Bu doğrultuda gebeliği önleyici yöntemlerin üretilmesini, ithalini, uygulamasını ve gebeliğin isteyerek düşükle sonlandırılmasını suç olarak kabul eden yasal düzenlemelere gidilmiştir. Aynı zamanda çok sayıda çocuk sahibi olmak doğrudan ya da dolaylı bir şekilde özendirilmiştir. Ücretsiz doğumevlerinin kurulması, yasal evlenme yaşının erkekler için 18’den 17’ye, kadınlar için ise 17’den 15’e indirilmesi desteklenmiştir. 1960’lardan itibaren ise planlı döneme geçişle birlikte nüfusu azaltıcı ve doğumları kontrol edici (anti-natalist) politikaların benimsendiği görülmektedir. Böylelikle “nüfus artışı ekonomik kalkınma önünde engeldir” görüşü doğrultusunda nüfus politikaları hayata geçirilmeye başlanmıştır. Bu minvalde 557 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun ile gebeliği önleyici yöntemlerin satışı, ithali ve uygulaması yeniden yasal hale getirilmiştir. 1983 yılında kabul edilen 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun ile ise onuncu haftaya kadar gebeliklerin isteğe bağlı olarak sonlandırılması ve kadın ve erkeklerin tüplerinin bağlanması yasallaşmıştır. 2008 yılından itibarense “en az 3 çocuk” söylemiyle dikkat çeken nüfus arttırıcı politikalar tekrardan işler hale gelmiştir. Doğum ve ölüm eksenli artış ve azalışların yanı sıra uluslararası kitlesel göçler sebebiyle meydana gelen nüfus hareketliliği de Türkiye’nin yüz yıllık demografik serüveninin son yıllarına damgasını vurmuştur.
dc.identifier.doi10.20304/humanitas.1386262
dc.identifier.endpage85
dc.identifier.issn2147-088X
dc.identifier.issueCumhuriyet'in 100. Yılı Özel Sayısıen_US
dc.identifier.startpage57
dc.identifier.trdizinid1237017
dc.identifier.urihttps://doi.org/10.20304/humanitas.1386262
dc.identifier.urihttps://search.trdizin.gov.tr/tr/yayin/detay/1237017
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/20.500.11776/12847
dc.identifier.volume12
dc.indekslendigikaynakTR-Dizin
dc.language.isotr
dc.relation.ispartofHumanitas - Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi
dc.relation.publicationcategoryMakale - Ulusal Hakemli Dergi - Kurum Öğretim Elemanıen_US
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.subjectNüfus
dc.subjectgöç.
dc.subjectdoğurganlık
dc.subjectnüfus politikaları
dc.subjectpro-natalist
dc.subjectanti-natalist
dc.titleYÜZÜNCÜ YILINDA TÜRKİYE DEMOGRAFİSİ
dc.typeArticle

Dosyalar