PASTORAL ÇOCUKLAR: SYLVIA PLATH VE NİLGÜN MARMARA
Yükleniyor...
Tarih
2014
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Namık Kemal Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Özet
20.yüzyılda kadın ile ilgili felsefe, sosyoloji, psikoloji gibi alanlarda yaşanan önemli gelişmeler edebiyat alanına yansımıştır. Amerikan edebiyatını okuyup, inceleyen Türk edebiyatçılar da, onlar ile etkileşim içinde olmuştur. Bu çalışmada Amerikalı şair Sylvia Plath (1932-1963) ve İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirme tezini Plath üzerine yapan Türk şair Nilgün Marmara’nın (1958-1987) yapıtlarında cinsiyet ve kimlik sorununun önemli bir yeri vardır. Bu çalışmanın amacı, Sylvia Plath ile Nilgün Marmara arasındaki ilişkiyi şiirleri ve yaşam öyküleri açısından değerlendirmektir. Bu bağlamda Plath’ın “Daddy” “Medusa”, “Lady Lazarus” adlı şiirleri Marmara’nın ise; “Mezar”, “Kan Atlası”, “Kuşum ve Ben” adlı şiirleri sosyolojik ve psikoanalitik eleştiriden yararlanılarak çözümlenmiştir. Farklı kültürlerde yaşayan Marmara ve Plath’in arasında, kişilik özellikleri bakımından çok fazla farklılıklar bulunmadığı gibi, toplumsal cinsiyet ideolojisinin yarattığı ortak sorunlar ve yaşam öykülerinde benzerlikler de bulunmaktadır. İki şairin eserlerinde, kan, baba, aile ve yokluk gibi birçok ortak imge ve tema saptanmıştır. Hem Plath hem de Marmara’da anneye karşı olan sevginefret tutumu, suçluluk hissi, bastırılmış geriye atılan çocukluk duyguları, erkek kardeşe duyulan kıskançlık, ölen babanın idealleştirilmesi, annenin kızını idealleştirmesi, ruh ikizini araması, çatışan anne-kız ilişkisi, kafalarındaki kadın imajına bağlılık ve intihar, feminist eleştirinin “dişil estetik” önerisini doğrulamaktadır. Dolayısıyla, bu çalışma feminist yazına katkı sağlama ve kadın sorununun edebiyattaki yansımalarını ortaya koyma açısından önem taşımaktadır.
The philosophical, sociological and psychological developments of the 20th century regarding women have found their reverberations in literature. Turkish novelists, dramatists and poets have been in close touch with their western counterparts. This study tackles and problematizes gender and identity issues in the poems of Sylvia Plath (1932-1963) and Nilgün Marmara (1958-1987) who wrote her thesis on Sylvia Plath. The poems “Daddy” “Medusa”, “Lady Lazarus” by Plath and “Mezar”, “Kan Atlas”, “Kuşum ve Ben” by Marmara have been sociologically and psychoanalytically grappled in this study. Marmara and Plath who do not show many discrepancies in terms of personality, also share many common similarities on the basis of identity and gender issues despite the fact they came from different geographical locations. Both poets were interested in the same themes and motifs such as blood, father, family, alienation and loss. Both Plath and Marmara’s hatred –love relationship with their mothers, sense of guilt, repressed childhood memories, jealousy of their brother, death of the father, being idealized by their mothers, seeking for a soulmate, woman’s image, mother-daughter in conflict and suicidal attempts justify the female aesthetic of feministcriticism, that is why such a study is exemplary to show the gender issues and their reflections in literature.
The philosophical, sociological and psychological developments of the 20th century regarding women have found their reverberations in literature. Turkish novelists, dramatists and poets have been in close touch with their western counterparts. This study tackles and problematizes gender and identity issues in the poems of Sylvia Plath (1932-1963) and Nilgün Marmara (1958-1987) who wrote her thesis on Sylvia Plath. The poems “Daddy” “Medusa”, “Lady Lazarus” by Plath and “Mezar”, “Kan Atlas”, “Kuşum ve Ben” by Marmara have been sociologically and psychoanalytically grappled in this study. Marmara and Plath who do not show many discrepancies in terms of personality, also share many common similarities on the basis of identity and gender issues despite the fact they came from different geographical locations. Both poets were interested in the same themes and motifs such as blood, father, family, alienation and loss. Both Plath and Marmara’s hatred –love relationship with their mothers, sense of guilt, repressed childhood memories, jealousy of their brother, death of the father, being idealized by their mothers, seeking for a soulmate, woman’s image, mother-daughter in conflict and suicidal attempts justify the female aesthetic of feministcriticism, that is why such a study is exemplary to show the gender issues and their reflections in literature.
Açıklama
Anahtar Kelimeler
Feminizm, Sylvia Plath, Nilgün Marmara, Kimlik, Feminism, Sylvia Plath, Identity
Kaynak
HUMANITAS - Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi
WoS Q Değeri
Scopus Q Değeri
Cilt
2
Sayı
4