EYLEMSİZLİK VE ANTİ KAHRAMANLARIN DÖNÜŞTÜRÜCÜ GÜCÜ ÜZERİNE
Yükleniyor...
Tarih
2014
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Namık Kemal Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Özet
Anti kahraman teriminin, edebiyat eleştirisinde kullanılması ve yaygınlaşması görece olarak yeni olsa da, anti kahramanlar hem edebiyatta hem de gerçek hayatta uzun zamandır varlıklarını sürdürüyorlar. “Geleneksel kahramanın antitezi olan başkişi” şeklinde tanımlanabilecek anti kahramanlar, kendi içlerinde de pek çok kategoriye ayrılır ve birbirinden farklı nitelikler taşır. Bu makalede eylemsizlikle karakterize olmuş anti kahramanlar ve bunların dönüştürücü gücü ele alınmaktadır. Toplumca kabul görmüş üstün niteliklere sahip kahramanların karşıtı özelliklerle donanmış, genellikle yalnız, başarısız ve toplum onayını alamamış bu karakterlere ilişkin eleştirel ilgi, genellikle içinden geldikleri edebiyatın mahkûm edilmesi şeklinde olmuştur. Özellikle Türkiye’de, 70’li yıllarda, Marksist eleştirinin hakimiyeti altındaki eleştiri dünyasında, anti kahramanlar, bireycilikle, kendine dönük olmayla, hatta politik sonuçları açısından gericilikle itham edilmişler; bu tür edebiyat bir “bunalım edebiyatı” olarak görülmüştü. Anti kahramanlar ve onların içine doğduğu edebiyat acaba gerçekten sadece bireyci olarak addedilebilir mi? Bir yazar, topluma ilişkin gözlem ve eleştirilerini, onun kıyısında kalan bir karakter üzerinden vererek etkileyiciliğini arttırıyor olabilir mi? Kahramanların yol göstericiliğine karşı acaba anti kahramanlar da kendi meşreplerince toplumu dönüştürüyor olabilirler mi? Bu bağlamda edebiyat eseri ve okur arasında ne tür bir ilişki vardır? Bu makale, bu sorulara cevap niteliğindeki tartışmalardan oluşuyor. Türk ve Dünya Edebiyatı’ndan örneklerle, eylemsizliği tercih eden anti kahramanların eylemsizlikle onları çevreleyen sistemi sarsmaları tartışılıyor.
Although it is relatively recent that the term “anti hero” is used and it has become widespread, antiheroes do exist both in literature and in life for a long time. This article is based on the antiheroes, who are characterized by inactivity and their transformative power. The critical approach towards these characters, which are equipped with the opposite attributes of the traditional hero, and have dashing qualities and social acceptance, has mostly been as condemnation of the works of literature they come from. Particularly in 70’s in Turkey, among the critics where Marxist criticism prevailed, antiheroes were blamed for being individualist and self absorbed, and even for retrogadation in terms of political consequences of their being and this type of literature was generally considered as “melancholy literature”. Are anti heros and theliterature they were born into, can really be considered as individualist? May it be a strategy of a writer to give criticism and observations towards society, through characters who live on the edge of it, in order to make it more striking? On the contrary to the leading heroes, may antiheroes be transforming society in their own ways? This article is based on discussions around these questions and it portrays how they rock the system that surrounds them.
Although it is relatively recent that the term “anti hero” is used and it has become widespread, antiheroes do exist both in literature and in life for a long time. This article is based on the antiheroes, who are characterized by inactivity and their transformative power. The critical approach towards these characters, which are equipped with the opposite attributes of the traditional hero, and have dashing qualities and social acceptance, has mostly been as condemnation of the works of literature they come from. Particularly in 70’s in Turkey, among the critics where Marxist criticism prevailed, antiheroes were blamed for being individualist and self absorbed, and even for retrogadation in terms of political consequences of their being and this type of literature was generally considered as “melancholy literature”. Are anti heros and theliterature they were born into, can really be considered as individualist? May it be a strategy of a writer to give criticism and observations towards society, through characters who live on the edge of it, in order to make it more striking? On the contrary to the leading heroes, may antiheroes be transforming society in their own ways? This article is based on discussions around these questions and it portrays how they rock the system that surrounds them.
Açıklama
Anahtar Kelimeler
Anti Kahraman, Eylemsizlik, İsimsizlik, Beyaz Mantolu Adam, Bartleby, Aylak Adam, Akakiy Akakiyeviç, Uyuyan Adam, Peçorin, Anti hero, Inactivity, Indolence, Namelessness, The Man with the White Coat, Bartleby the Scrivener, Akaky Akakievich, The Man Who Sleeps, Pechorin
Kaynak
HUMANITAS - Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi
WoS Q Değeri
Scopus Q Değeri
Cilt
2
Sayı
4