20. yüzyıl portre resimlerinde ekspresif yaklaşımlar
Küçük Resim Yok
Tarih
2024
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Özet
Antik Roma'dan günümüze portre sanatının evrimi, tarihsel ve kültürel dinamiklerle şekillenmiştir. Bilinen en eski portre örneklerinden olan Fayyum Portreleri, ölen kişinin varlığını ebediyen temsil etmek amacıyla yapılmıştır. Ancak Hristiyanlığın yayılmasıyla birlikte portrelerin anlamı değişmiş ve krallar ve papaların otoritesini simgeleyen bir araç halini almıştır. Portre resimlerinin gelişiminde aynanın rolü büyüktür. Aynalar, sanatçının yüzlerini keşfetmelerine olanak tanımış ve otoportrelerin yaygınlaşmasına katkı sağlamıştır. 20 yüzyılda akademik normları reddeden sanatçılar, yeni arayışlara birlikte ekspresyonizm akımını ortaya çıkarmışlardır. Bu akım, sanatçıların duygusal ve içsel dünyalarını resmetmelerine olanak tanımıştır. Sanatçıların farklı perspektiflerden bakmaları, üslup farklılıklarını doğurmuştur. Aynı dönem ve koşullarda yaşayan sanatçılar, Ürettikleri eserlerde bu farklılıkları yansıtmıştır. 18. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan duygu kavramı sanatçıların içsel dünyalarını eserlerine yansıtmalarını olanak tanımış, Benzetme kaygısı ortadan kalkmış ve duyguların ön planda olduğu eserler ortaya çıkmıştır. 19. Yüzyılın sonlarında Avrupa'nın buhranlı dönemi ve 20. yüzyılın ilk yarısında gerçekleşen iki büyük savaş, toplum ve bireylerin içsel dünyasını tamamen değiştirmiştir. Bu dönemde yapılan portreler, değişen dünya ve dramatize olan sosyal yaşantıyı yansıtmaktadır. 20 yüzyıla gelindiğinde sanatçılar, portrelerinde kendileriyle içsel bir hesaplaşma ve tinselliği aktarma amacı gütmüşlerdir. Ekspresyonizm sadece bir dönemden ibaret değildir. Geçmiş dönemlerde de dışavurumculuk izlerini görmek mümkündür. Bu bağlamda, dışavurumculuk bir sanat akımı olmanın ötesinde, bir eğilim ve eylem olarak da değerlendirilebilir. 20. yüzyıl boyunca, farklı sanat akımlarında eser üreten sanatçılar, ekspresif etkiler altında portreler üretmiş ve bireylerin iç dünyasını, toplumsal statüsünü ve dönüşümlerini sanatlarına yansıtmışlardır. 19. Yüzyılda fotoğrafın icadı,, portre sanatına yenilikler getirmiştir. Fotoğraflar, insanların bakış açısını değiştirmiş ve dünyayı farklı bir perspektiften görmelerine yardımcı olmuştur. Fotoğrafın portre sanatında kullanılmasıyla doğalcı portre yöntemleri etkisini yitirmiş, sanatçının iç dünyasını ve toplumsal statüsünü yansıtan bir ifade aracı haline gelmiştir. 20. Yüzyıla gelindiğinde, sanatçılar akademik normlardan uzaklaşarak yeni arayışlara yönelmiş ve ekspresyonizm gibi yenilikçi sanat akımlarını ortaya çıkarmışlardır. Bu dönemde üretilen portreler, sanatçının duygusal ve içsel deneyimlerini yansıtan eserler haline gelmiştir. Benzetme kaygısının ortadan kalkmasıyla sanatçılar, görünenin ötesinde tamamen hissettiklerini resmetmeye odaklanmışlardır. Ekspresyonist portreler yoğun duygu ifadeleri, dramatize renk paletleri ve deforme edilmiş biçimlerle karakterize edilmektedir. Dışavurumculuk, yalnızca bir dönemle sınırlı kalmayıp, geçmiş dönemlerde de izlerini göstermiştir. Bu bağlamda, dışavurumculuk yalnızca bir akım olarak değil, bir eğilim olarak da anlam kazanmaktadır. 20. Yüzyıl boyunca, birbirinden farklı sanat akımlarında eser üreten sanatçılar, ekspresif etkiler altında portre resimleri üretmiş ve kişilerin iç dünyasını, toplumsal statüsünü ve dönüşümlerini sanatlarına yansıtmışlardır.
Portre resimleri çeşitli perspektifler ve üsluplarla geçmişten günümüze, insanların kimliğini belli eden bir araç olmuştur. Bilinen en eski portre resimlerinden olan 'Fayyum Portreleri' ölen kişinin yüzüne yerleştirilir ve ölen kişinin varlığını ebedi kılma gayesindedir. Erken Dönem Rönesans portrelerinden 18. Yüzyıla kadar portre resimlerinde benzetme kaygısının var olduğu görülmektedir. Ancak 19. Yüzyılda Avrupa'da değişen toplumsal ve siyasal düzen sonucu sanatçılar akademik olanı reddetmiş ve farklı olanı aramaya başlamıştır. Bu dış etkenlerden ziyade sanatçılar kendi iç dünyalarına yönelip tinsel ve bilişsel dünyalarını eserlerine yansıtmıştır. Tüm bunlar bütününde sanatçıların, sanatsal tavrını ve üslubunu şekillendirmiştir. Dışavurumculuk eğilimi; doğalcılık karşıtlığı, renklere ve biçimlere ruhsal ve duygusal düzlemde heyecan katmayı hedeflemektedir. Ancak sanat tarihinin tüm dönemlerinde bu eğilimle karşılaşmak mümkündür. Akım olarak ele alındığında 20. Yy' ın ilk yarısı olarak tarihlendirebileceğimiz dışavurumculuk, eylemsel olarak değerlendirildiğinde 20. Yy'ın neredeyse tamamında hissedildiğinden söz etmek mümkündür. Sanatçıları bu eğilim düzleminde çalışmaya iten sosyal, kültürel ve toplumsal sorunların, sanatçı kimliği üzerinde yarattığı etkileri eserlerinde dışavurum aracılığıyla aktardığı her dönemde göze çarpmaktadır. İzleyiciye kimliği ve tinselliği hakkında çeşitli mesajlar iletmeyi hedefleyen sanatçı, biçimselliği geri planda tutarak, yoğun fırça darbeleri, doğal olmayan renkler ve çeşitli sembolik unsurlarla en etkili biçimde eserini üretir. Zaman zaman rahatsız edici olan bu tavır, bazen de izleyicinin kendinden bir parça bulduğu bir sanat yapıtı halini almaktadır. Bu çalışma, portrenin tarihsel sürecinden itibaren, dışavurum eğilimine kadar olan sürecini ele alıp ve sonrasında dışavurumculuğun akım olarak değil eylemsel olarak değerlendirilmesini hedeflemektedir. 20. Yüzyılda ekspresif eğilimde yapılmış olan portre resimleri ve sanatçıları, çeşitli dönemlerden de örnekler verilerek, eser analiz ve çözümleme yoluyla aktarılacaktır. Bu bağlamda araştırmanın sürecini ilk olarak, portre kavramı ve tarihsel süreci oluşturacaktır. Modern sanata kadar portre resimlerinin ve sanatçıların portreye bakış açılarının hangi yönde, hangi etkenler altında değiştiği araştırılacaktır. Sonrasında modern sanatın doğuşu ve çeşitli sosyal, kültürel sorunların sanatçıda bırakmış olduğu tahribat üzerinden eserlerine nasıl aktarıldığı ele alınacaktır. Modern sanatın doğuşunda etkisi büyük olan, sanat merkezi olarak kabul edilen Paris sanat piyasasının, sanatçılar ve eserleri üzerindeki etkileri tartışılacaktır. Dışavurumculuk etkisinde yapılmış portre resimleri, sanatçı örnekleriyle incelenecektir.
Portre resimleri çeşitli perspektifler ve üsluplarla geçmişten günümüze, insanların kimliğini belli eden bir araç olmuştur. Bilinen en eski portre resimlerinden olan 'Fayyum Portreleri' ölen kişinin yüzüne yerleştirilir ve ölen kişinin varlığını ebedi kılma gayesindedir. Erken Dönem Rönesans portrelerinden 18. Yüzyıla kadar portre resimlerinde benzetme kaygısının var olduğu görülmektedir. Ancak 19. Yüzyılda Avrupa'da değişen toplumsal ve siyasal düzen sonucu sanatçılar akademik olanı reddetmiş ve farklı olanı aramaya başlamıştır. Bu dış etkenlerden ziyade sanatçılar kendi iç dünyalarına yönelip tinsel ve bilişsel dünyalarını eserlerine yansıtmıştır. Tüm bunlar bütününde sanatçıların, sanatsal tavrını ve üslubunu şekillendirmiştir. Dışavurumculuk eğilimi; doğalcılık karşıtlığı, renklere ve biçimlere ruhsal ve duygusal düzlemde heyecan katmayı hedeflemektedir. Ancak sanat tarihinin tüm dönemlerinde bu eğilimle karşılaşmak mümkündür. Akım olarak ele alındığında 20. Yy' ın ilk yarısı olarak tarihlendirebileceğimiz dışavurumculuk, eylemsel olarak değerlendirildiğinde 20. Yy'ın neredeyse tamamında hissedildiğinden söz etmek mümkündür. Sanatçıları bu eğilim düzleminde çalışmaya iten sosyal, kültürel ve toplumsal sorunların, sanatçı kimliği üzerinde yarattığı etkileri eserlerinde dışavurum aracılığıyla aktardığı her dönemde göze çarpmaktadır. İzleyiciye kimliği ve tinselliği hakkında çeşitli mesajlar iletmeyi hedefleyen sanatçı, biçimselliği geri planda tutarak, yoğun fırça darbeleri, doğal olmayan renkler ve çeşitli sembolik unsurlarla en etkili biçimde eserini üretir. Zaman zaman rahatsız edici olan bu tavır, bazen de izleyicinin kendinden bir parça bulduğu bir sanat yapıtı halini almaktadır. Bu çalışma, portrenin tarihsel sürecinden itibaren, dışavurum eğilimine kadar olan sürecini ele alıp ve sonrasında dışavurumculuğun akım olarak değil eylemsel olarak değerlendirilmesini hedeflemektedir. 20. Yüzyılda ekspresif eğilimde yapılmış olan portre resimleri ve sanatçıları, çeşitli dönemlerden de örnekler verilerek, eser analiz ve çözümleme yoluyla aktarılacaktır. Bu bağlamda araştırmanın sürecini ilk olarak, portre kavramı ve tarihsel süreci oluşturacaktır. Modern sanata kadar portre resimlerinin ve sanatçıların portreye bakış açılarının hangi yönde, hangi etkenler altında değiştiği araştırılacaktır. Sonrasında modern sanatın doğuşu ve çeşitli sosyal, kültürel sorunların sanatçıda bırakmış olduğu tahribat üzerinden eserlerine nasıl aktarıldığı ele alınacaktır. Modern sanatın doğuşunda etkisi büyük olan, sanat merkezi olarak kabul edilen Paris sanat piyasasının, sanatçılar ve eserleri üzerindeki etkileri tartışılacaktır. Dışavurumculuk etkisinde yapılmış portre resimleri, sanatçı örnekleriyle incelenecektir.
Açıklama
Sosyal Bilimler Enstitüsü, Resim Ana Sanat Dalı
Anahtar Kelimeler
Güzel Sanatlar, Fine Arts