Yazar "Yazar, Fatih Mehmet" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 8 / 8
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe An obstruction not to forget: Pseudo-obstruction (Ogilvie syndrome): Single center experience(Medknow Publications & Media Pvt Ltd, 2016) Yazar, Fatih Mehmet; Kanat, Burhan Hakan; Emir, Seyfi; Bozan, Mehmet Buğra; Bilgiç, Yılmaz; Şahin, Abdurrahman; Urfalıoğlu, AykutPurpose: Colonic pseudo obstruction disease commonly seen in the elderly, immobile patient group can cause serious mortality and morbidity. Our objective in this retrospective study is to share our clinical experience by evaluating patients with Ogilvie syndrome who were followed and treated in our clinic. Methods: Eleven cases with the diagnosis of Ogilvie syndrome followed up and treated between September 2010 and April 2013 were evaluated retrospectively. All the patients that had no symptoms of acute abdominal pain were initiated conservative treatment. Colonoscopic decompression was attempted for patients whose clinical pictures were not recovered. Patients underwent operation if they developed peritoneal irritation symptoms during these procedures and of their number of white blood cells seriously increased during the follow-up period. Results: A total of 11 patients were treated for Ogilvie syndrome. 6 of the patients underwent surgical treatment, and 5 were treated medically. Mortality developed in two patients. The main cause of mortality was a delay in diagnosis and additional severe underlying diseases. Seven patients were given Neostigmine. Of these, 2 patients required surgery and 3 patients responded to Neostigmine. Conclusion: Ogilvie syndrome is a rare cause of ileus of the colon. It is more common particularly in old patients with additional problems. If the disease is suspected and diagnosed early, unnecessary surgical interventions can be prevented with medical treatment choices.Öğe Comparison of early surgery (unroofing-curettage) and elective surgery (Karydakis flap technique) in pilonidal sinus abscess cases(Turkish Assoc Trauma Emergency Surgery, 2014) Kanat, Burhan Hakan; Bozan, Mehmet Bugra; Yazar, Fatih Mehmet; Yur, Mesut; Erol, Fatih; Özkan, Zeynep; Urfalioglu, Aykut; Emir, SeyfiBACKGROUND: The aim of this study is to compare the effectiveness and success of early (acute) period local surgical intervention (unroofing-curettage) followed by dressing and secondary healing with the surgery performed in elective conditions (pilonidal sinus excision and Karydakis flap) following conventional abscess treatment (drainage-antibiotic therapy) in pilonidal sinus abscess cases. METHODS: The data of the patients treated for pilonidal sinus abscesses in our clinic between January 2012 and March 2013 were analyzed, retrospectively. Those who had early surgery were determined as Group S, and those who had elective surgery following drainage-antibiotic therapy were determined as Group K. Patients in both groups were compared in terms of age, gender, complications, recurrence rate and healing time. Patients were followed for an average of 14 months. RESULTS: Of the 53 patients included in the study, 28 were in Group S and 25 in Group K. The mean age and gender distribution of both groups were similar and a significant difference was not found between the groups in terms of complication development and recurrence. However, there was a statistically significant difference between the groups in terms of treatment duration (p=0.02). CONCLUSION: In treating acute pilonidal abscesses, the Karydakis method, following drainage-antibiotic therapy, is a preferable method due to its shorter treatment duration and higher patient comfort.Öğe Ingested bone fragment in the bowel: Two cases and a review of the literature(Baishideng Publishing Group Inc, 2013) Emir, Seyfi; Özkan, Zeynep; Altinsoy, Hasan Baki; Yazar, Fatih Mehmet; Sözen, Selim; Bali, İlhanGenerally, ingested foreign bodies are excreted from the digestive tract without any complications or morbidity. In adults, ingestion of foreign bodies frequently occurs in alcoholics and elderly individuals with dentures. The most commonly ingested foreign bodies are food stuffs or their parts, such as fish bones or fragments of bone and phytobezoars. Sharp foreign bodies like fish and chicken bones can lead to intestinal perforation and peritonitis. We report herein two cases, one of bowel perforation and another of anal impaction, both caused by ingested bone fragments. Complications due to ingested bone fragments are not common and pre-operative diagnosis remains a challenge and therefore it must be considered in susceptible cases. (C) 2013 Baishideng. All rights reserved.Öğe Laparoskopik kolesistektomi sırasında safra kesesi yatağından meydana gelen kanamalarda fibrin yapıştırıcı uygulamasının etkinliği(2013) Emir, Seyfi; Bali, İlhan; Sözen, Selim; Yazar, Fatih Mehmet; Kanat, Burhan Hakan; Gürdal, Sibel Özkan; Özkan, ZeynepAmaç: Laparoskopik kolesistektomi sırasında safra kesesi yatağından gelişen ve klasik yöntemlerle durdurulamayan kanamalarda fibrin yapıştırıcı uygulama deneyimimizi sunmak.Gereç ve Yöntemler: Laparoskopik kolesistektomi uygulanan 382 hastadan, safra kesesi yatağında kanama meydana gelen ve konservatif yöntemlerle durdurulamayan ve bu nedenle de fibrin glue kullanılan 14 hasta retrospektif olarak incelendi.Bulgular: Fibrin yapıştırıcı kullanılan hastaların 10'u (%71) kadın, 4'ü (%29) erkekti. Hastaların ortalama yaşı 55,7 idi. 14 hasta da semptomatik safra kesesi taşı nedeniyle ameliyat edildi. On üç hastada (%92) yandaş bir hastalık mevcuttu. Kanamanın kontrol altına alınarak hemostazın sağlanması için harcanan zaman ortalama olarak 23,9 dakika olarak saptandı. Hemoglobin değeri 8 mg/dL altına düşen 2 hastaya kan transfüzyonu yapıldı. Bir hastada fibrin yapıştırıcı kullanılmasına rağmen kanama kontrolü sağlanamadı ve açık cerrahiye geçildi.Sonuç: Laparoskopik kolesistektomi yapılan hastalarda, karaciğerde safra kesesi yatağından meydana gelen kanamalarda fibrin yapıştırıcı uygulanmasının açığa geçme oranlarını düşürdüğü saptanmış olup bu konu ile ilgili daha geniş çalışmalara da ihtiyaç duyulmaktadırÖğe Mekanik Bağırsak Tıkanıklığına Neden Olan Kolorektal Kanserlerde Morbidite ve Mortaliteye Etki Eden Faktörler(Namık Kemal Üniversitesi, Tıp Fakültesi, 2014) Emir, Seyfi; Sözen, Selim; Kanat, Burhan Hakan; Özkan, Zeynep; Yazar, Fatih Mehmet; Kavlakoğlu, Burak; Bozan, Mehmet Buğra; Erol, FatihBu çalışmanın amacı obstrüksiyon yapmış kolorektal kanserler nedeniyle kliniğimizde acil şartlarda ameliyat edilen hastalardaki morbidite ve mortalite oranlarını ve bunlara etki eden faktörleri sunmaktır. Materyal ve Metod Ocak 2008 - Temmuz 2012 yılları arasında mekanik bağırsak tıkanıklığına neden olmuş kolorektal kanser nedeniyle ameliyat edilen 10 erkek ve 8 kadın olmak üzere 18 hasta retrospektif olarak değerlendirildi. Hastalar yaş, cinsiyet, komplikasyon, yapılan ameliyat, morbidite, mortalite açısından incelendi. Yaşın, cinsiyetin ve tümör yerleşiminin morbidite üzerine olan etkileri incelendi. Bulgular Hastaların yaş ortalaması 66 ± 8,6 idi. 70 yaş üzerinde 10 (% 56,6) vardı. Hastaların 16’sında komplet bir obstrüksiyon izlendi (% 88,8). Bir hastada obstrüksiyonla beraber perforasyon mevcuttu (% 5,6). On iki hastaya Hartmann prosedürü (% 66,7) uygulanırken, 2 hastaya loop kolostomi (% 11,2), 2 hastaya sağ hemikolektomi (% 11,2), 1 hastaya total kolektomi ileorektal anastomoz (% 5,6), 1 hastaya sağ hemikolektomi uç ileostomi (% 5,6) uygulandı. Beş hastada morbidite izlendi (% 27,8). İki hastada mortalite izlendi (% 11,2). Morbidite görülen tüm hastalar 70 yaş üzerindeydi (p=0.21). Cinsiyete göre ve tümörün yerleşim yerine göre ise morbidite oranları açısından anlamlı fark yoktu. Sonuç Obstrüktif kolorektal kanser nedeniyle acil operasyona alınan hastalarda mortalite ve morbidite izlenme olasılığı artmaktadır. Bunun nedenlerinden birisi hastaların daha çok ileri yaşlarda olmalarıdır. Ayrıca hastalarda perforasyon gibi eşlik eden bir komplikasyon varlığı mortalite ve morbiditeyi ciddi ölçüde arttırmaktadır.Öğe Sakrokoksigeal Pilonidal Sinüsün Cerrahi Tedavisinde Karydakis Flep Ameliyatının Kısa ve Uzun Dönem Sonuçları(Namık Kemal Üniversitesi, Tıp Fakültesi, 2013) Emir, Seyfi; Kanat, Burhan Hakan; Yazar, Fatih Mehmet; Gürdal, Sibel ÖzkanAmaç Bu çalışmanın amacı kliniğimizde Karydakis flep ile tedavi edilen sakrokoksigeal pilonidal sinüs hastalığının kısa ve uzun dönem sonuçlarını retrospektif olarak sunmaktır. Gereç ve Yöntem Kasım 2008 ile Aralık 2012 tarihleri arasında sakrokoksigeal pilonidal sinüs tanısıyla ameliyat edilen ve cerrahi yöntem olarak Karydakis flep prosedürü uygulanan 186 hasta incelendi. Hastalar yaş, cinsiyet, ameliyat süresi, postoperatif erken dönem komplikasyon ve nüksler açısından değerlendirildi. Bulgular Olguların 147’si (% 79) erkek, 39’u (% 21) kadındı. Hastaların yaş ortalaması 26±13 yıl idi. Ortalama ameliyat süresi 56 (38-76) dakika olarak bulundu. Hastaların takip süresi ortalama 24 (4-48) ay idi. Bu süre içerisinde 4 hastada (% 2,1) nüks saptandı. Ayrıca 6 hastada (% 3) seroma, 3 hastada (% 1,6) yara yeri enfeksiyonu ve 1 hastada (% 0,53) flep iskemisi gelişti. Sonuç Pilonidal sinüs hastalığı için ideal bir tedavi yöntemi henüz netlik kazanmamıştır. Bu konu güncel cerrahide hâla tartışmaya açıktır. Cerrahi ve cerrahi olmayan yöntemler mevcut olup bu çalışmaya göre Karydakis flep tekniği düşük nüks oranı ile sakrokoksigeal pilonidal sinüsün tedavisinde iyi bir cerrahi yöntemdir.Öğe Taşsız Kolesistitin Nadir Bir Nedeni: Safra Kesesi Tümörü(2015) Yazar, Fatih Mehmet; Arslan Solmaz, Özgen; Emir, SeyfiSafra kesesi tümörü gastrointestinal sistemin 5. sıklıkta görülen patolojilerindendir. Genellikle komşu organlara direk yayılım, lokal lenf nodu metastazı ya da yaygın metastatik hastalık şeklinde saptanabilir. 74 yaşındaki kadın hasta semptomatik taşsız kolesistit nedeniyle kolesistektomi ameliyatına alındı. Hastaya, ameliyat sonrası patolojik incelemede safra kesesinin adenokarsinomu tanısı konuldu. Hasta 2. kez ameliyata alınarak radikal kolesistektomi yapıldı. Hasta şikayetleri ve klinik muayene bulguları nonspesifik olduğundan tanı ve tedavideki altın standart öncelikle şüphelenmektir. Yazımızda safra kesesinde adenokarsinom teşhis edilen bir olgunun, nadir görülmesi nedeniyle tartışılması amaçlandıÖğe The efficacy of fibrin glue to control hemorrhage from the gallbladder bed during laparoscopic cholecystectomy(Aves, 2013) Emir, Seyfi; Bali, İlhan; Sözen, Selim; Yazar, Fatih Mehmet; Kanat, Burhan Hakan; Gürdal, Sibel Özkan; Özkan, ZeynepObjective: The aim of the study is to report our experience with fibrin glue application in the management of bleeding from the gallbladder bed during laparoscopic cholecystectomy, which could not be controlled by conventional methods. Material and Methods: Three hundred eighty-two patients underwent laparoscopic cholecystectomy. Fourteen patients with bleeding from the gallbladder bed, which could not be controlled by conventional methods, were analyzed retrospectively. Results: Fibrin glue was used in 10 patients. Six (71%) were female and 4 were (29%) male. The mean age was 55.7 years. Fourteen patients were operated for the presence of symptomatic gallstones. Thirteen patients (92%) had a concomitant pathology. The mean time spent to maintain hemostasis was 23.9 minutes (15-35). Blood products were used in two patients with hemoglobin values under 8 mg/dL. Hemostasis could not be achieved in a patient despite fibrin glue application, and the operation was converted to open surgery. Conclusion: The application of fibrin glue for bleeding from the gallbladder bed during laparoscopic cholecystectomy can reduce conversion rates, further studies including more patients are required.