Çokay, Rahime2017-06-052017-06-052014https://hdl.handle.net/20.500.11776/1327Postmodern kuram tarihi geçmişin imgesel yorumu olarak görür ve tarih yazımının kurgu yazımıyla aynı evrelerden geçtiğini öne sürer. Tarihçi tıpkı bir roman yazarı gibi geçmiş olaylardan (açık açık belirtmiş olduğu ya da gizil tutttuğu) amacına yönelik hizmet edenleri seçerken okuyucuya iletmek istediği mesajla örtüşmeyen kısımları eler. Seçmiş olduğu bu olayları ideolojik bağlılıklarını göz önünde bulundurarak öznel şekilde yorumlar, hayal gücünü devreye sokarak olaylar arasındaki boşlukları doldurur ve anlamlı bir bütün oluşturur. Bu bakımdan, tarihin geçmiş gerçekliği olduğu gibi yansıttığı söylenemez ve dolayısıyla bu durum tarihin tarafsızlık iddialarını ortadan kaldırır. Peter Ackroyd, Chatterton (1987) adlı romanında tarihçilerin kullanmakta olduğu bu yönteme oldukça benzer bir yöntem benimser. Ackroyd, ünlü şair Thomas Chatterton’ın biyografisindeki boşluklardan yola çıkarak bu boşlukları - birçoğu yazarın resmi biyografisi ile çelişen- hayali olaylarla doldurur ve yazarın hayatını kurgusal bir hikâyeye dönüştürür. Yazar, romanında bir yandan şairin kurgusal hayat öyküsünü yazarken, diğer yandan da tarihyazımı sürecini gözler önüne sererek okurlarının tarih ve kurgu arasında gittikçe kaybolan o ince çizginin farkına varmalarını amaçlar. Bu bağlamda, bu makale Ackroyd’un Chatterton romanını temel alarak tarih yazımı ve kurgu yazımı arasındaki benzerlikleri irdelemeyi ve ilgili romanı Linda Hutcheon’ın “tarihyazımsal üstkurmaca” kavramı çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır.Postmodern theory regards history as an imaginative construction of the past, and suggests that historiography undergoes the same process as fiction writing. The historian, just like a novelist, selects some past events in accordance with her/his stated or unstated purpose while omitting others which s/he finds irrelevant to the message that s/he aims to convey to the reader. S/He interprets these events subjectively by taking her/his ideological commitment into consideration, and using her/his imagination constructs a meaningful whole by filling the gaps between these events. In this sense, history cannot truly reflect past reality, and therefore cannot claim objectivity. In his novel Chatterton (1987), Peter Ackroyd employs a working method strikingly similar to that of a historian. He creates a fictional version of the famous poet Thomas Chatterton’s life focusing on the gaps in his biography, and filling these gaps with imaginary events, many of which seem to contradict the official history regarding the poet. While writing the poet’s personal history, he also highlights the process of historiography with the purpose of making his reader aware of the blurring boundary between history and fiction. Thus, the aim of this paper is to explore possible similarities between historiography and fiction writing within the frame of Ackroyd’s Chatterton, and to examine the novel in the light of Linda Hutcheon’s conceptualization of “historiographic metafiction.eninfo:eu-repo/semantics/openAccessPeter AkcroydTarihyazımıThomas ChattertonBiyografiTarihyazımsal ÜstkurmacaPostmodern RomanChattertonHistoriographyPostmodern FictionBiographyHistoriographic MetafictionPETER ACKROYD’S CHATTERTON: HISTORY VS FICTIONPETER ACKROYD’S CHATTERTON: HISTORY VS FICTIONArticle246173