Yüceer, Mustafa2024-10-292024-10-2920202619-9130https://doi.org/10.47424/tasavvur.791737https://search.trdizin.gov.tr/tr/yayin/detay/483792https://hdl.handle.net/20.500.11776/13801Hz. Peygamber’den (s.a.v.) nakledilen rivâyetler, dine ait hükümleri bildirmekle beraber toplumsal ve kültürel hayatı da etkilemiştir. Rivâyetlerin tedvini ile birlikte ortaya çıkan hadis edebiyatı, dinin bütün konularını kapsayan eserlerin yanında belirli konuları veya özellikleri barındıran eserler etrafında gelişmiştir. Bu eserlerden kırk hadisler, zayıf hükmü verilen bir rivâyette geçen Hz. Peygamber’in (s.a.v.) şefaatine ulaşma ve fakih olarak diriltilme düşüncesiyle yaygınlık kazanmıştır. Özellikle Abdurrahman Câmî’nin (898/1492) etkisiyle kırk hadisler tam veya kısmî iktibasla ya da tercüme yoluyla manzum hale getirilerek Osmanlı döneminde manzum kırk hadis geleneği oluşmuştur. Bu makalede zikri geçen ve zayıf kabul edilen \"men hafiza\" rivâyeti hadis ilminin kriterlerine göre incelenmiş, 13 sahabiden gelen 41 farklı tarik değerlendirilmiştir. Ayrıca rivâyette yer alan idrac ve lafız farklılıkları ile muhaddislerin bu rivâyetle ilgili görüşleri serdedilmiştir. Rivâyetin muhtevasına dair yapılan tahlillerin yanı sıra Osmanlı şairleri özelinde rivâyetin kırk hadis geleneğine etkisi ortaya konmuştur.tr10.47424/tasavvur.791737info:eu-repo/semantics/openAccessHadis İlmi Açısından Men Hafiza Rivâyeti ve Manzum Kırk Hadis Geleneğine TesiriArticle62931970483792