Bingöl, Mustafa2024-10-292024-10-2920232147-088Xhttps://doi.org/10.20304/humanitas.1165143https://search.trdizin.gov.tr/tr/yayin/detay/1160009https://hdl.handle.net/20.500.11776/12776İnsanın doğa ve evrene karşı hissettiği hayret duygusunun henüz aşılamadığı dönemde, Doğa Filozofları bu duygularını yalın gözlemler üzerinden bazı sorulara cevap aramışlardır. Onların söylemiyle “arkhe”den hareketle bu sorulara cevap verilebilir. Bu noktada “varlık” düşüncesi temelinde bir ontoloji geliştiren Parmenides ve “oluş” düşüncesi temelinde Herakleitos karşımıza çıkar. Oluşa atfettiği önem oranında değişimi ve hareketi irdeleyen Herakleitos, bilgi önündeki engelleri ortaya koyar. Diğer taraftan Parmenides’e göre varlık gerçek ve hakiki ise değişim ve hareket dışlanmalıdır. Parmenides’in “varlık” temelindeki düşüncesiyle, Herakleitos’un “oluş” temelindeki düşüncesini bir araya getirme girişimi olarak görülebilen felsefi görüş Sofistler’e aittir. Bilgi serüveninin doğa ile başlayan ya da başlatılan süreci insana yönelerek kendi içerisinde dönüşür.tr10.20304/humanitas.1165143info:eu-repo/semantics/openAccessDoğaAkılİnsanİlkçağSokrates Öncesi Dönemde: Doğa’dan İnsan’a Aklın SerüveniArticle112159861160009