Yazar "Canberk, Şule" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 2 / 2
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe İğsi hücreli lipomun histolojik özellikleri ve ayırıcı tanı problemleri(2012) Öznur, Meltem; Canberk, Şule; Yıldız, Pelin; Özyalvaçlı, Gülzade; Baykal, Sevim; Erdem Huq, Gülben; Bozkurt, Erol RüştüAMAÇ: İğsi hücreli lipomun histolojik ve tipik immunhistokimyasal özelliklerini araştırmak ve diğer subkutan yerleşimli benzer histolojik ve immunhistokimyasal özellikleri olan neoplazmlarla ayırıcı tanısını yapmaktır. YÖNTEMLER: İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi patoloji laboratuarında lipom tanısı almış 3100 olguda son Dünya Sağlık Örgütü Yumuşak Doku Tümörleri Sınıflamasına göre alt tipler belirlendi ve bunların içinden 22 İHL çalışmaya alındı. 22 iğsi hücreli lipom olgusunda klinik (yaş, lokalizasyon, cinsiyet, nüks), morfolojik özellikler (tümör boyutu, alt tip, histoloji, mast hücre varlığı ve immunhistokimya), tümörlerin natürü ve ayrıcı tanı problemleri değerlendirildi. BULGULAR: 3100 lipomun alt tiplere göre dağılımı şu şekildeydi: 2864 klasik lipom (%90), 293 anjiyolipom (%9), 1 kondroid lipom (%0.03), 1 miyolipom (%0.03 ve 22 iğsi hücreli lipom (% 0.7). 22 iğsi hücreli lipomların 9’u fibröz, 3’ü miksoid, 1’i anjiyomatoid ve 9’u nonfibröz alt tipti. Erkek kadın oranı 18/4 olarak belirlendi. Olguların 2’si sırt, 3’ü omuz, 1’i ön kol, 1’i oral olup 15’ü baş-boyun bölgesinde lokalize idi. Ortalama tümör çapı 3.2 cm olup en büyük ve küçük çaplar 1 cm ve 6.1 cm olarak ölçüldü. Fibromatöz alt tipte belirgin olmak üzere Toluidin blue boyasıyla her olguda mast hücresi mevcuttu. Mast hücre sayısı on büyük büyütme alanında ortalama 23 olarak bulundu. S–100 tüm iğsi hücrelerde negatif ve yağ hücrelerinde pozitif olarak tespit edildi. CD34 olguların 21’inde pozitif, 1’inde negatif bulundu. Hiçbir olguda nüks izlenmedi. SONUÇ: İğsi hücreli lipom, subkutan lokalizasyonlu, iyi sınırlı, iğsi hücreli komponenti CD34 pozitif, mast hücrelerinden zengin bir tümör olup birçok subkutan tümörle ayırıcı tanı yapılmasını gerektiren nadir bir antitedir.Öğe Mesane Ürotelyal Karsinomlarında CD24 Salınımının Tümör Derecesi ve Evresi ile İlişkisi(2013) Canberk, Şule; Hak, Gülben Erdem; Öznur, Meltem; Behzatoğlu, Kemal; Bozkurt, Erol RüştüAmaç: B lenfosit belirteci olarak bilinen CD24, intrasellüler sinyal iletiminde, hücre-hücre ve hücre-matriks arasındaki haberleşmenin düzenlenmesinde de önemli rol almaktadır. Son 10 yılda CD24 salınımı ile birçok tü- mörün ilerlemesi ve prognozu arasında ilişki bulunmuştur. Bu çalışmadaki amacımız, CD24 salınımının mesane ürotelyal karsinomlarında, en önemli morfolojik prognostik parametreler olan tümör evresi ve diferansiyasyon derecesi ile karşılaştırmak ve etkinliğini tartışmaktır. Yöntemler: Ocak 2005- Ekim 2008 yılları arasında, S.B. İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi patoloji laboratuvarında mesane transüretral rezeksiyon biopsi (TUR-B) materyali olarak gönderilmiş ve ürotelyal karsinom tanısı almış 79 olgu çalışmaya alınmıştır. Tüm olgular Hematoksilen-Eosin histokimyasal boyamasıyla tekrar değerlendirildi ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO)-2004 sınıflamasına göre derecelendirildi. Patolojik evre TNM sınıflamasına gore yapıldı. Tüm olgulara ait kesitlere immunhistokimyasal boyama olarak CD24 boyandı, semikantatif olarak CD24 salınımı pozitif hücrelerde değerlendirildi. Bulgular: CD24 salınımı ile invaziv (pT1-2) ve invaziv olmayan (pTa) olgular arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulundu (p<0,01). Normal ürotelyal epitelde ve tümöre komşu normal epitelde CD24 immünreaksiyonu, genelde apikalde zayıf sitoplazmik ve/veya membranöz boyanma şeklinde izlendi (skor 0 ve 1). Düşük dereceli ürotelyal tümörlerde ve normal ürotelyum epitelinde görülen apikal boyanma, invaziv tümörlerde kaybolmuştu ve nonpolarize kuvvetli sitoplazmik ve mebranöz boyanma izlendi. pTa (invaziv olmayan) ürotelyal karsinomlarda immün reaksiyon genelde zayıf ve daha çok apikal boyanma şeklinde izlendi, pTa yüksek dereceli olgularda da benzer boyanma izlenmekle beraber, pozitif olgularda immün reaktivite daha yaygın ve apikal boyanma polaritesi kaybolmasıyla birlikteydi. Düşük ve yüksek dereceli olgular arasında, CD24 immun reaksiyonu ile istatiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Çalışmamızda ürotelyal karsinomlarda özellikle apikal lokalizasyonlu sitoplazmik boyanmanın kaybı ile stromal invazyon arasında ilişki tespit ettik ve sonuç olarak; CD24 ün sitoplazmik aşırı salınımını tümör invazyonu için önemli bir belirteç olarak kullanılabileceğini düşünüyoruz. Ayrıca gelecekte immunoterapinin (anti-CD24 antikoru), mesane kanserlerinde ve CD24 salınımı yapan diğer kanserlerde kullanılabilabilir olacağını ve bu konuda ileri araştırmalara ihtiyaç duyulduğunu düşünmekteyiz.