Yazar "Şeramet, Serkan" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 3 / 3
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe The comparison of success status and complications in peyronie disease patients: penile plication versus plaque incision and grating techniques(2023) Doğan, Çağrı; Akgül, Murat; Yazıcı, Cenk Murat; Şeramet, Serkan; Dayısoylu, Hulusi Sıtkı; Topkaç, Erdem CanAims: This study aimed to evaluate and compare the outcomes of tunical lengthening and shortening techniques for the surgical management of Peyronie's disease (PD) in terms of penile length, patient satisfaction, and complications. Methods: A retrospective analysis was conducted on PD patients who underwent surgical procedures between January 2017 and May 2023 at a single institute. Patient demographics, comorbidities, penile curvature, penile length, and surgical techniques were evaluated. The surgical procedures included plaque incision and grafting, and tunical plication. Post-operative data, including penile length, residual curvature, patient satisfaction, adverse events, and erectile function, were collected at 1-12 months of surgery. Results: A total of 36 patients (mean follow-up period: 432.25±121.14 days) underwent surgical procedures for PD. Penile length in the tunical lengthening group (13.04±1.62 cm) was significantly longer than in the tunical shortening group (10.85±1.24 cm, p=0.001). Tunical shortening procedures were associated with a higher rate of penile shortening (57.1% vs. 6.7%, p=0.001) and suture-related discomfort (38.1% vs. 6.7%, p=0.031) compared to tunical lengthening procedures. Patient satisfaction was higher in the tunical lengthening group (80% vs. 66.7%, p=0.378). There was no significant difference in painful erection during penetrations or incapability of intercourse between the groups. The average length of hospital stay was longer for tunical shortening surgery compared to tunical lengthening surgery (1.27±0.27 vs. 1.79±0.39, p=0.023). Conclusion: Tunical lengthening procedures demonstrated superior outcomes in terms of penile length and suture-related discomfort compared to tunical shortening procedures for the surgical management of PD. Patient satisfaction was also higher in the tunical lengthening group. Clinicians should consider various factors when selecting the appropriate surgical technique for PD, including penile length, the degree of penile curvature, and surgeon experience. Prospective randomized studies are needed to further validate these findings and assess long-term outcomes.Öğe The efficacy and safety of three different single-use ureteroscopes in retrograde intrarenal surgery: a comparative analysis of a single surgeon’s experience in a single center(Springer Science and Business Media Deutschland GmbH, 2024) Şahin, Mehmet Fatih; Topkaç, Erdem Can; Şeramet, Serkan; Doğan, Çağrı; Yazıcı, Cenk MuratPurpose: To evaluate and compare the clinical results of different single-use flexible ureteroscopes (su-fURS) used in retrograde intrarenal surgery (RIRS). Materials and methods: RIRS cases performed identically by an experienced surgeon between 2022 and 2023 in a single center were retrospectively analyzed. These surgeries were performed with three su-fURS (Redpine RP-U-C12, Hugemed HU30, and Pusen Uscope 3022 A). In the study, the age, gender, body mass index, and Charlson comorbidity index of the patients were compared, along with their clinical details, such as the stone size, volume, density, location, and history of hydronephrosis or a double J stent or SWL. Operation time, stone-free rates (SFR), perioperative and postoperative complications, and hospitalization times were also compared. Results: The study included 208 patients. Pusen had 63 cases, Hugemed had 62, and Redpine had 83. The comparison of the patient’s demographic and clinical properties with stone-related variables was similar between the groups. The SFR was similar between the groups (p = 0.056). Perioperative, postoperative, and total complication rates and the need for a second intervention showed no significant differences among the three groups (p = 0.324, 0.088, 0.061, and 0.052, respectively). Conclusion: In the first study comparing the clinical results of cases in which different su-fURS were used, no difference was observed in surgical outcomes and complications, even though the technical features of these devices were different. Urologists should select su-fURS based on clinical requirements, financial constraints, and personal experiences. © The Author(s), under exclusive licence to Springer-Verlag GmbH Germany, part of Springer Nature 2024.Öğe Ürodinamik incelemelerinde dolum fazında detrüsör aşırı aktivitesi ve boşaltım fazında işeyememe saptanan hastaların etyolojilerinin retrospektif incelenmesi(Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi, 2025) Şeramet, Serkan; Doğan, ÇağrıAMAÇ: Ürodinamik inceleme sırasında dolum fazında DAA ve boşaltım fazında işeyememe saptanması paradoksal bir durum olarak gözüküp nörojenik veya non-nörojenik etyolojik sebeplerden dolayı olabilir. Bizim çalışmamızda amaç bu duruma neden olabilecek patolojileri irdelemek ve özellikle nörolojik tanıları bulunan hastalarda bu duruma neden olabilecek faktörleri araştırmaktır. YÖNTEM: Çalışmamız için TNKÜ Üroloji ABD'ye başvuran ve 2010-2024 yılları arasında ürodinamik inceleme yapılan 4317 hastanın ürodinami verileri retrospektif olarak değerlendirildi. DAA + işeyememe saptanan 324 hasta dahil edildi. Bu hastaların nörolojik tanıları incelendi ve en sık görülen 5 nörolojik tanı belirlendi. Ardından bu tanılara sahip 1131 hastanın ürodinamik inceleme verileri incelendi. Hasta gruplarının demografik verileri ve ürodinamik inceleme verileri değerlendirildi. BULGULAR: DAA + işeyememe saptanan 324 hastanın verileri incelendiğinde, 234 hastanın nörojenik bir tanısının mevcut olduğu tespit edildi. Bu grupta en sık tanı SKH daha sonra sırasıyla SVO, MS, PH ve SB tespit edildi. SKH grubunda travmadan etkilenen spinal kord segmentine göre ürodinamik bulguların değiştiği tespit edilmiş, DAA + arefleksi birlikteliği daha sık olarak T6 vertebra seviyesinin altındaki yaralanmalarda tespit edilmiştir. SVO'nun hemorajik veya iskemik olmasının ürodinamik inceleme bulgularını etkilemediği tespit edilmiştir, ancak SVO'dan etkilenen lokasyon ile ürodinami bulgularının değişebileceği tespit edilmiştir. MS hastalarında ürodinamik inceleme bulguları oldukça değişken tespit edilmiştir. PH hastalarında DAA en sık rastlanan ürodinamik bulgu olarak tespit edilmiştir. SB hastalarında arefleksif detrüsör doğuştan itibaren görülmekte olup bu hastalarda erken dönemden itibaren TAK kullanımı ile üst üriner sistemin korunması sağlanabilir. SONUÇ: Nörojenik tanısı olan hasta gruplarının takibinde ürodinamik inceleme bulgularının zamanla değişebileceği gösterilmiştir. Hastaların etkilenen santral sinir sistemi lokasyonuna göre ürodinami bulguları değişkenlik gösterebilir.